Sercan Öztürk'ün Deneyimi
Yazar: Sercan Öztürk
Merhaba sevgili okuyucu. Az sonra okuyacaklarınız, CANSAT 2023 yarışmasında elde ettiğim tüm deneyimleri içermektedir. İyi okumalar dilerim.
Hayattaki dönüm noktalarına inanır mısınız? Ben inanırım. Turkish Defenders ekibine katılmak, benim için bu dönüm noktalarından biridir. Ekibe dâhil olduğum zaman diliminde PDR raporunun teslimine yaklaşık 1-1,5 hafta vardı. Bununla birlikte, ekibe geç katılmamdan dolayı Amerika'ya, yani yarışmaya gitme garantim bile yoktu. Ne elimde pasaportum vardı ne vize başvurum ne de bu konuyla ilgili en ufak bir bilgim! Sadece sevdiğim işi yapmak ve kendimi geliştirmek için gözü kapalı bir şekilde her şeyi Allah’a bırakmıştım. "Vize alabilir miyim?", "Amerika'ya gidebilecek miyim?", "Emeklerimin karşılığını alabilecek miyim?" gibi sorularla boğuşmak yerine, sadece sevdiğim işi yapmaya odaklandım. Biliyordum ki Allah emeklerimin karşılığını verecekti. Sizlere verebileceğim en büyük tavsiye şudur: Öncelikleriniz her zaman büyük başarılar, paralar vs. olmamalı. Sevdiğiniz işi hakkıyla yapmaya, emek vermeye ve mutlu olmaya çalışmalısınız. İşte bu durumlarda başarı elbet sizi buluyor!
PDR aşamasında rapor yazımında elektrik alt başlıkları bitmiş sayılırken, mekanik açıdan çoğu alt başlığımız eksikti. Takım içerisindeki ilk görevim, PDR isterlerinden biri olan 2. uyduyu tasarlamaktı. Daha önce ayrılma sistemleri üzerinde çalışmıştım ve 2. uydunun ayrılma sistemini özgün bir şekilde manyetizmayı kullanarak tasarladım. SolidWorks ile 2. uyduyu vakit kaybetmeden modelledim ve ortaya güzel sonuçlar çıkardım. Bu noktada mekanikçi dostlarıma bir uyarıda bulunmak istiyorum: CAD programlarından en azından bir tanesine tam anlamıyla hâkim olmanızı ve tasarım yeteneklerinizi geliştirmek için bol bol çizim yapmanızı öneririm. Hızlı ve etkili tasarımlar yapabilmek için CAD programını iyi tanımalı, teknik resim bilgisine sahip olmalı ve 3 boyutlu düşünebilmeliyiz. Sizlere nihai tavsiyem; SolidWorks, Siemens NX veya Creo CAD programlarından birini çok iyi öğrenmenizdir. Eğer yüzey tasarımı üzerine çalışacaksanız CATIA’yı öneririm.
PDR aşamasında tasarımlar ortaya çıktıktan sonra sıra her şeyi yazıya dökmeye gelmişti. Açık konuşmak gerekirse, yazı yazmak –üstelik İngilizce olarak– ilgimi hiç çekmiyordu. Saatlerce tasarım yapmayı, yazı yazmaya tercih ederdim. Bu nedenle uydunun akış, yani CFD analizlerini yapmaya karar verdim; bunun PDR raporu için güçlü bir içerik olabileceğini düşündüm. Ansys Fluent ile uydunun yere düşüşünü simüle ettim. CAD datanın basitleştirilmesi, mesh ağının oluşturulması, sınır şartlarının ve malzemelerin tanımlanması gibi adımları tek tek uygulayarak hız ve basınç dağılımları üzerinden çıktılar aldım.
Yapılan tasarımların ve analizlerin görüntülerini, teknik bir dile uygun olacak şekilde parça parça bir araya getirdik ve ardından teknik açıklamalarımızı ekledik. PDR değerlendirme kriterleri yarışma sitesinde yer alıyordu; biz de bu kriterlere uygun olacak şekilde içeriğimizi düzenleyerek nihai hâline getirdik ve raporumuzu teslim ettik. Daha sonrasında İngilizce sunum aşaması vardı ve bu aşamada tüm ekip olarak pek çok kez prova yaptık. Sunum günü, provalarımız sayesinde etkili bir performans sergiledik ve jüri üyelerini etkilemeyi başardık.
Ancak asıl zor anlar tam bu noktadan sonra başlamıştı. PDR'ı teslim ettikten sonra, üretim için eklemeli imalat laboratuvarında çalışmalara başladık. Sonucun olumlu ya da olumsuz olacağını bilmeden ve daha önce 3D yazıcı kullanmamış biri olarak, geç saatlere kadar yazıcılardan üretimler almaya, tasarım aşamasında yaptığımız hataları düzeltip tasarımları iyileştirmeye çalışıyordum. Bunun yanı sıra, 2. sınıf makine mühendisliği öğrencisi olarak dönem derslerimle de boğuşuyordum. Tasarım aşamasında gözden kaçan birçok nüans olabiliyor; özellikle de toleranslar. Tolerans konusu teknik detaylarla doludur, bu yüzden bu alanda kesinlikle kendinizi geliştirmenizi öneririm. Bilhassa cıvata delikleri, birbiri içerisinden geçen mil-göbek bağlantıları gibi alanlarda toleranslar hayati bir öneme sahiptir. Özellikle eklemeli imalat ile yapılan üretimlerde birçok deneme yanılma yoluyla en ideal tolerans aralığını belirlemiştim. Eklemeli imalatın yetersiz kaldığı komponentlerde, örneğin konteynerin üretimi için kompozit üretimini tercih ettik.
Üretim ve tasarım süreçleri devam ederken yarışma sonucumuz açıklandı ve derece aldığımızı öğrendik. Ekip olarak çok mutlu ve heyecanlıydık; emeklerimizin karşılığını almak bizler için gurur vericiydi. Üretim ve tasarım iyileştirmeleri üzerinde aktif olarak çalışmalara devam ettik. Kompozit üretimini araştırdık; SAİTEM gibi takımlardan teknik destek aldık ve İKY ekibi ile bilgi alışverişinde bulunduk. Kompozit üretimi için sponsor bulduktan sonra, üretmek istediğimiz parça için birçok prototip oluşturduk. Bu ürünler kendi içlerinde farklılıklar barındırdığı için, en ideal olanı bulana kadar denemelere devam ettik (farklı elyaf dizilimleri, farklı oranlarda reçine vs. kullandık). Bir yandan da diğer uydu komponentlerini montajlıyor ve sağlıklı çalışıp çalışmadıklarını test ediyorduk.
Bu süreç içerisinde, tasarımını yaptığım sistemlerden bazıları tabii ki ilk seferde sağlıklı çalışmadı; bunun üzerine farklı tasarımlar ve revizeler gerçekleştirdim. Yine bu dönemde, ABD vizesi almak için İstanbul Başkonsolosluğuna gittim (ekipteki diğer arkadaşların çoğu Ankara’dan toplu olarak almışlardı). Yalan yok, vize konusu gözümü korkutmuştu çünkü ekipte İngilizce seviyesi en düşük olan kişi bendim. Çok şükür vizem onaylandı ve önümüzde sadece yarışmanın diğer aşamaları ile uydunun nihai üretimi kalmıştı.
Yarışmanın 2. aşaması olan CDR raporu için hazırlıklarımız sürüyordu. Uydunun birçok komponenti üretilmiş, sistemler bir araya toplanmış ve konfigürasyonları yapılmıştı. CDR raporunda bizden şok testi, termal test, titreşim testi gibi bazı testler isteniyordu. Bu testleri SARGEM bünyesinde gerçekleştirdik; o gece o kadar uzundu ki kelimelerle anlatamam! Yarışmaya sayılı günler kaldıkça üzerimizdeki baskı artıyor ve yolunda gitmeyen parametreler baş göstermeye başlıyordu. Kendi tecrübelerimden yola çıkarak söyleyebilirim ki, bir projede genellikle sürecin ortasında değil, sonuna doğru hem projede hem de ekip içinde çatırdamalar oluşabilir. Bunları tolere edebilmeli ve profesyonelliğinizi koruyarak işinizi yapmaya çalışmalısınız.
Ve o büyük gün geldi: Amerika'ya gidiyoruz! Gurur ve heyecan dolu bir yolculuk bizleri bekliyordu. Havalimanına gittikten sonra 1-2 saat içerisinde check-in işlemlerini hallettik, yurt dışı çıkış harç pullarını yatırıp uluslararası uçuş bekleme salonuna geçtik ve uçağımızı beklemeye başladık. Uçuş benim için çok uzundu; neredeyse 9-10 saat sürmüştü ve açıkçası koltuklar pek rahat değildi. Uçak iniş yaptıktan sonra otele geçtik ve yarışma için hazırlıklarımıza hız kesmeden devam ettik.
Yarışmanın ilk günü, bir konferans salonunda tüm ekiplerin tanışması için bir etkinlik düzenlenmişti. NASA'dan astronotlar sunumlar yaptı; Amerikan Astronomi Topluluğu (AAS) başkanı hem bir konuşma yaptı hem de tüm takımları tanıtarak yarışma sürecinden bahsetti. Yarışmanın ilk günü dâhil uydumuz tam anlamıyla sağlıklı çalışmıyordu. Yine uykusuz kalarak uydumuzu yarışmaya hazır duruma getirmeye çabalıyorduk. Yarışmanın 2. günü; şok testi, ayrılma mekanizmasının çalışıp çalışmadığı gibi alanlarda yarışma jürisi bizi değerlendirdi. Değerlendirme sonrasında uçuş için hak kazanmıştık. 3. gün ise roket ile uydumuzu fırlatarak, onu Amerikan hava sahasında görmenin haklı gururunu yaşadık.
Uydumuzdaki elektronik sorunlardan dolayı –ki böyle aksilikler her zaman olabilir– iniş aşamasında yer istasyonu ile veri transferi sağlayamamıştık. Bu nedenle 4. gün yaptığımız son sunumda biraz yetersiz kaldık. Ancak her şeye rağmen yarışmayı 18. olarak bitirmiş ve bu eşsiz proje deneyimini tamamlamıştık.
Bunu okuyan sevgili kardeşlerim; bazen olumsuzluklara kapılabilir, ümitsizlikle mücadele edebilirsiniz. Ancak şu noktayı asla unutmayın: Çalışmaya ve emek vermeye devam edin. Şüphesiz, "İnsan için ancak kendi çalıştığının karşılığı vardır." (Necm Suresi, 39. Ayet)
